Herkese merhabalar;
Bugün ''gezelim görelim'' serisini başlatıyorum.
Gezelim görelim, bölümü blogum da bayadır mevcut ve ben makyaj üzerine yazmaya çok alıştığımdan yaşam tarzı üzerine kurmak istediğim kısmı tamamen unuttum.
Sonunda bugün sizlere gezelim görelim kısmını sunmuş bulunuyorum.
Pazar günü de havalar çok sıcak olunca kendimi dışarı attım ve harika resimler çekmeye çalıştım!
Blogumu ve instagram adresimi bilenler bilir izmir'de yaşıyorum. İzmir beni yaşam kaynağım diyebilirim izmir'de doğdum ve bin bir harika şehirlerimizden biri olan izmir de yaşamaktan mutluluk duyuyorum.
Bugün sizleri çoğu kişinin bilmediği izmir urla tarafından ''özbek'' yerine götüreceğim sizleri.
Baştan söylemek isterim bol bol doğa resmi mevcut, tam tatil yapılacak bir yer çok fazla güzel yerleri mevcut.
Ben sizleri resimler ile baş başa bırakıyorum.
Özbek'e giriş yaptığınız zaman orada dev gibi bir sahil var tam seyirlik ama deniz'i hakkında biraz kötü diyebilirim. Sebebi ise denizin sonuna gidin hala su dizleriniz de kalır o derece suyu az sanırım!
Geçen sene yaz bu deniz'e girdim ve en uç kısımlara gittim ona rağmen hala dizlerime kadar geldi su. Bazı yerlerin de bataklık mevcut dikkatli girilmeli veya az ilerideki sahilleri tercih etmelisiniz.
Bahar gelmişti her yere, çiçekler açmıştı dolu dolu laleler,papatyalar daha bir çok farklı çeşitli çiçekler vardı.
Dağ'ın en tepesin de ise harika köy evleri vardı, en çokta üstteki resmi sevdim eve giden yol insana huzur vermek için yeterli bir manzaraya sahipti.
Bu yalnız başına takılan ağaç ise çok ilgi çekiciydi, özbek dağ yolundan geçen herkesin dikkatini çeker, dev gibi bir tarla çiçekler dolu olan yerde tek başına dikilmiş yokuşun başına yıllardır oradaymış.
Hiç yıkılmamış, hiç yamukluk yok tamamen dik duruyor ve çok düşündürücü bir asaleti var!
Çok severim çiçekleri, hepsinin bir hikayesi vardır nasıl mı? Çiçeklerin renkleri anlatır hikayeleri. İçi dışı her şeyi çok farklı çiçeklerin sanırım en masum varlık doğanın güzellikleri.
Hava ise tam uçurtma için yaratılmıştı, çok kişi uçurtma uçuruyordu hele bu aşağıdaki farklı bir uçurtma şeklinden belliydi.
Uçurtmayı uçuran kişi ise uçurtma ile uçmaya başlıyordu az kalsın!
Eğlenceliydi, azıcık adrenalinin kimseye zararı olmaz.
Gezimi bitirdikten sonra ise bir türk kahvesi içmeden olmazdı.
Emine abla'nın yeri diye bir restaurant'a oturdum ve oturmaz olaydım keşke
bir türk kahvesinin gelmesi 1 saat sürer mi yahu :)
Ama hiç pozitifliğimi bozamadı çünkü kendime en büyük derdimiz bu olsun inşallah dedim hatta!
Ve sonunda afiyetle kahvemi de içtim..
Özbek gezimizin sonuna gelmiş bulunuyoruz, umarım yeni bir seri yazısını beğendiğiniz gibi olmuştur.
Yorumlarınızı eksik etmeyin ve kocaman gülümseyin hayat kısa ne için yaşadığımızı unutmayalım.
Umarım doğamızın güzelliklerinin kıymetini biliriz, şimdiki nesil hiç benim kafama uymuyor sanırım eski kafalıyım biraz ayrıca devleti yönetenleri de ülkemizin güzel yeşilliklerini bozması hiç hoşlanmadığım bir konu.
Yüce yarabbim bizi hayırla karşılaştırsın inşallah.
Sevgiler.